25 Ağustos 2015 Salı

22. Ay

Bu ay birdenbire büyüdünüz. Önceden bir harfi bir kelimeyi söylediniz diye seviniyorduk. Şimdi iki küçük çalçene var evimizde. Bazı cümleler çok net bazı cümleler bizim için hala muamma ama olsun. Durmadan konuşmaya çalışıyorsunuz. Gülin özellikle bu konuda çok azimli. Konuyu toparlayana kadar uğraşıyor. "Ben ben ben ben ben ben kaka yaptım" :))) 

Aydede Dünya Güneş merakı son safhada. Yoksa astronot falan mı olacaksınız? :)

Şu an sürekli sizin ilerde nasıl bir karakter sahibi olacağınızı tahmin etmeye çalışıyorum. Kendimce fikirlerim var ama ilerde bunu okuyup benimle dalga geçmeyin diye söylemeyeceğim. 

Artık oyuncak yemek kaplarında yemekler yapıp bize yediriyorsunuz. Hatta geçen gün sabahın 6'sında Gülin bana kahve yaptı tabi kendine de yaptı. İçerken sıcak olduğu ve yavaş içmem konusunda beni uyardı. Kendisi üfleyerek kahvesini içtikten sonra fincanın ters çevirerek fal kapattı. Ben daha şaşkınlığımı üstümden atamamıştım ki bir bardaktan su içiyormuş gibi yapmaya başladı. Ve hatta su boğazına kaçmış gibi yapıp öksürdü. Sonra kendi sırtına vurmaya çalışarak "Helal helal" dedi. :))

Aylin reel dünya insanı olarak hayal oyunlardan çok inceleme araştırma üzerine kurulu bir düzende yaşıyor. Oyuncakla değil gerçek materyallerle meşgul. Ve diğer hobileri arasında fena halde şarkı söylemek var. Sürekli şarkı söylüyor. Sözleri uydursa dahi müzik devam ediyor. Ve hatta son derece doğru notalarda söylüyor. 

19-20-21.Aylar

Benim güzel, akıllı, tatlı çocuklarım... Ben gözümü açıp kapayıncaya kadar siz 21. ayınızı bitirdiniz. Özellikle işe başladığımdan beri takvimin hızına yetişemez oldum. Sizler de çok hızla büyüyor, gelişiyor, öğreniyorsunuz. Bu üç ay içerisinde babanneniz evine döndü. Nergiz Teyzemiz (ama siz ona da babanne diyorsunuz) sizlere bakmak için bizimle kalmaya başladı. Bu arada bir kaç gün önce Lia'da gitti ve yerine Burcu başladı. İnşallah bu ablanız da size iyilikler güzellikler katar ve siz kreşe gidinceye kadar bizimle kalır. Neyse ki Nergis Teyze var ki ben gönül rahatlığı içinde işe gidebiliyorum. Yoksa sizi bilmediğim birine bırakmak ne kadar da güç olurdu...

3 ay büyükler için kısa bir zaman ama sizin gelişiminizde çok uzun bir zamanmış. 3 ay önce söyleyemediğiniz kelimeleri şimdi tam olarak söylüyorsunuz. Güneş'e nene diyordunuz önce çok net söylediğinizi gördüm. Artık Aylin "L" harfini basa basa söylüyor. Adın ne dediğimde AaaaLin, kardeşinin adı ne dediğimde GuuuLin diyor :)) Ama hala Güline seslenirken bazen Gugiiii bazen Guliiin diye bağırıyor. Demek ki artık Gülin Gugi lakabıyla kaldı :)

Gönül Anneanne ziyaretimize geldi. Go nene diyorsunuz ona. Gönül Anneanne "Hadi kızım git odana yat yatağına eee eee eee yap diyor" bir yandan da gözlerini kapatıyor uyuyormuş gibi yapıyordu. Gülin hemen bana bakıp "Go nene eeee eee eee" dedi. Sanırım uyuduğunu sandı. Ama öyle şaşkın öyle tatlı bakıyordu ki biz uzunca bir zaman güldük haline.

Anneanneniz sizi severken "çok akıllı bunlar" diyor sürekli. Bazen severken, öperken "Akılküpü" diyor sarılıyor size. Ben de "anneannen sana ne diyor" diye soruyorum size cevap bir hayli şirin; "Akıpüpüüü"!

Şimdi birbirinize sürekli müdehale halindesiniz. Yönlendirmeler ve tavsiyeler ve hatta emirler veriyorsunuz. Mama sandalyesinde fazla oturamayan ve yemeğin ortasında ayağa kalkan Aylin'e Gülin  işaret parmağını kaldırıp; "Aaadi otufff hıııııı!" diye fırçayı kayıyor. Bir keresinde de Aylin tulumunun çıtçıtlarını açmış bayağı üstünden çıkarmış yatakta atlet bez oturuyor. Sabahın 6'sı tabi. Odadan Gülin'in sesleri geliyor "Aaa aaaa Ayıp! Hııııı! Aaa aaaa Ayıp! Hııııı! Aaa aaaa Ayıp! Hııııı!" hiç durmadan aynı şeyi 10 kez tekrarlayınca seslere uyanıp odaya bir girdim ki; Gülin yatağından Ayline yine işaret parmağını sallayarak uyarılarda bulunuyor :)) Aylin de hiç umursamadan cıbıl cıbıl yatmış keyif çatıyordu.

Şimdi sizi teşvik etmek için yemek yerken, oyun oynarken her olumlu davranışınızda "Bravo, Aferin, Harika" diye nidalar içerisindeyiz. Bazen bizim atladığımız zamanlarda siz kendi kendinizi alkışlayıp, tebrik ediyorsunuz :)) Özellikle Aylin bir şeyi yaptığı zaman baktı ki bizden ses gelmiyor. Hemen kendi alkışlayıp "Baaavooo" diyor.

Bir battaniyenin altına girince, dolabın içine girince veya bir şey gözden kaybolunca hemen "Aaadudduu" diyorsuuz. Yani kayboldu. İlk başta uyku tulumlarnızı giymek istemediğinizde "aaaa bak elin kayboldu aaaa işte burdaymış" diyerek size o tulumu giydirebilmek için uydurduğum oyun daha sonra geniş bir alana yayıldı ve her şey için oynanmaya başlandı. Dolabın içine girip kapağını kapatıp, içinden Ayduduuu diye bağırıyorsunuz. Sonra kapağı açıp gülerek aaaaa diyorsunuz. Bunun en güldüğümüz anı işe arabada giderken bir alt geçide girdiğimizde ikinizin de aynı anda "Ayduduuuu" diye bağırmanızla oldu. Çünkü bunu beklemiyorduk. Demek ki alt geçitten geçerken de karanlık olduğu için ve yolun altına girdiğimizden kaybolduk ve görünmez olduk diye düşünüyorsunuz. :)) O küçü tatlı kafaların içinde ne hayaller var keşke hepsini görebilsem ...

En sevdiğim kelimeler;
Opodüü (Gülin'in otobüs deyişi)
Obodüs (Aylin'in otobüs deyişi)
Ebi'e (Aylin'n bisiklet deyişi)
Bıbidi (Gülin'in bisiklet deyişi)


6 Nisan 2015 Pazartesi

16-17-18. Aylar...

Bu ayları ayrı ayrı uzun uzun yazmak isterdim ama kuzucuklarım günler öyle hızlı öyle hızlı geçti gitti ki... Bir türlü koşuşturmalardan oturup yazamadım.... 

16 ve 17. Aylarınızı evimizde yine birlikte oynayarak geçirdik... Bu arada anneannenizin ufak tefek rahatsızlıkları oldu. Safrakesesi ve bacağıyla ilgili doktor koşturmalarımız oldu... Ben iş görüşmelerine gittim geldim. Bu sıralarda babanız evde sizinle oyun oynadı :) Ve derken ben Mart ayı başında işe başladım ve 18. ayınızda artık gün boyu sizinle oynayamadım... Çalışmak istediğim bir firma olması nedeniyle içim rahatsa da sizlerden ayrılmak bir hayli zor oldu. Çalışma planlarımı öne çekmek durumunda kalmasaydık siz kreşe gidene kadar yani 3 yaşınıza kadar her dakika yanınızda olmak istiyordum. Ama hayat bazen biz planlar yaparken önümüze başka sınavlar, atlamamız gereken engeller koyuyor. Şimdi ise hep birlikte bu engeli aşmaya çalışıyoruz. 

Benim işe başlamamla birlikte babanneniz yanımıza, yardımımıza koştu. Çok seviyorsunuz babannenizi. Çok şanslısınız sizinle saatlerce oynuyor. Sizi çok seviyor ve gözünden sakınıyor. Bu sırada Lia Ablanız size bakmak için bizimle çalışmaya başladı. Çok tatlı ve ilk günden Lia Lia diye peşinde dolaşmanız onu çok sevmeniz içimi biraz rahatlattı. 

Şimdi bu süre zarfında sizler artık bebeklikten çıkıp neredeyse çocuk oldunuz. Dilleriniz çözüldü. Bıdı bıdı bıdı her şeyi tekrar eder oldunuz. Çok değil bir kaç ay önce hayal etsem inanmayacağım bir hızla koltuklara inip çıkmaya başladınız. Ve hatta koltukların kolçaklarına çıkıp biiii (Bir) diye bağırıp aaaaappp (Bu da Hop anlamına geliyor) diye atlıyorsunuz. Her şeyi söylemeye başlamanın verdiği sevinç olsa gerek her yaptığınızı söylemeye başladınız. Ottuuuu (oturdum), düttüüüü (düştüm), kak (kalktım), dittiii (Gitti), Depttiiii (bitti) eller iki yana açılarak...

O kadar tatlı ki konuşmalarınız. Keşke her kelimenizi yazabilsem :)

Bulaşık makinesini açık olarak görünce son sürat mutfağa dalıyorsunuz. Ordan bir minik tencere bir kaşık alalım da yemek yaplım diye. Yemek yapıp bana yediriyorsunuz. Oyuncak bebeklere, ayılara, maymunlara ve ağzı olan her şeye :)) 

Oyuncak bebek arabasında birbirinizi gezdiriyorsunuz. Bu konuda çoğu kez kavga çıkıyor itiraf ediyorum. Bazen sadece binmek ama hiç itmemek istiyorsunuz. Ağlarken göbek öne doğru çıkıp, kafa arkaya doğru yattım mı işte orda "merhaba korkunç 2 yaş sendromu" diyorum :)

Sabahları ben işe giderken ve işten gelince ilk hedefiniz topuklu ayakkabılar :) hemen onları giymeye çalışıyorsunuz. Özellikle Aylin çanta, ayakkabı, kolye, küpeye olan düşkünlüğü ile ilerde iyi bir koket olacağının sinyallerini vermekte... Gülin şapka ve fular seviyor. Geçen gün babannenizin seçip taktığı fuları çıkarıp kendi beğendiğini taktırdı. Bunların hepsini tek kelimeyle yapabiliyor olması da ayrı bir kabiliyet. Boynundakini tutup çekiştirerek aç aç aç diyor. Onu çıkarttırdıktan sonra kendi beğendiğini getirip aç aç aç diyor. Sonra onu boynuna takınca mutlu mutlu gülüp uuaaa uaaaaaa (fular) diyor :))) Gel de sevme !

Evdeki bütün dergileri ezberlemiş durumdasınız. (Benim okuduğum kadın moda dergileri) Babanneniz size hergün açıp resimlerini gösteriyor ve anlatıyor. Bir sürü yeni kelime öğrenmiş oluyorsunuz.

Akşamları eve neredeyse uçarak geliyorum. Sizinle 1-1,5 saat geçirebiliyorum ancak. Sonra siz uyuyorsunuz. Ama neyse ki cumartesileri çalışmıyorum da 2 gün acısını çıkarıyoruz :)

23 Ocak 2015 Cuma

15. Ay bitti

15 ay bitti kızlar! Ama ben de bittim :) Kah yorgunluk zaman zaman kronikleşti kah yorgunluk nedir bilmeden günler geçti gitti...

Şu geçen zamanda her anınızı her bakışınızı aklıma kazımak hiç unutmamak isterdim. Bu yüzden yüzlerce fotograf ve video var. Ama hiç bir objektif benim gözümden sizleri yansıtamıyor maalesef!

Bu ay artık kelimenin hakkını vererek söylüyorum ki "düz duvara tırmandınız". Sehbaların üstü, koltukların üstü yetmedi koltukların kolçaklarına tırmandınız. O da yetmedi dolaplara tırmanıp içine girip oturdunuz :)) 2 ay önce yürüyemeyen çocuklarım şimdi depar atıyor. Tabi bu arada düşmelerde de rekor bir artış var. Bu kadar koşmanın ve habire yükseklerde gezmenin bir bedeli olacak elbet. O yüzden ben bu ay hep yüreğim ağzımda ve elimde bir buz torbasıyla dolandım :) Çok şükür artık eskisinden daha az düşmeye başladınız son günlerde. Sanırım artık sehbanın koltukların ölçüsünü iyice anladınız. Şu televizyonu yere indirmeden büyürseniz çok memnun oluruz tabi... Bir de kablolarla olan münasebetinizden çok muzdaribim bu ay. Özellikle Gülin'in... Bir priz olsun bir kablo olsun artık ne anlıyorsun onlardan bilmem lakin bir çok priz kapalı olmasına rağmen bir şekilde koltuların ardından, masanın altından ordan burdan bir kablo bulup illa kemirmeye başlıyorsunuz.

Şimdi havalar çok soğuk bu sebeple hep evdeyiz. Arada bir anneannenizle sizi evimizin yakınındaki alışveriş merkezine götürüyoruz. Siz çok mutlu oluyorsunuz. Sizin gözünüzden dev bir alan herhalde. Mağazaların ışıkları, vitrinler, hele yılbaşı zamanı şimdi ışıl ışıldı süsler, ağaçlar... Sevinç çığlıkları atarak biriniz bir yana diğeriniz öbür yana koşuşturuyorsunuz. Tabi birinizin peşinden ben diğerinizin peşinden annem perişan oluyoruz. Dönerken de bir sürü ağlıyorsunuz. Bebek arabasına artık oturmak istemiyorsunuz. Artık su var bisküvi var bak oyuncak var diye kandıra kandıra zor oturtuyoruz sizi :) Öyle yorucu öyle yorucu ki eve gelince yattığımız yeri beğeniyoruz :) Ama sizin mutluluğunuza değer canlarım. Değişiklik oluyor sizlere. Havalar ısınsa da parklarda oynasanız.

Bu ay biraz daha fazla konuşuyoruz artık. Her söylediğimi anlıyorsunuz. Aylin'e kızınca işaret parmağını gözüne sokuyor. Bu herhalde bir mahçubiyet belirtisi. Gülin'de utanınca başını yere eğip kafasını hiç kaldırmıyor. Uzunca zamandır görmediği biri veya yeni tanıştığı biri olunca gözler yerde, bağ öne eğik elleriyle oynuyor. Çok şirin oluyorsunuz. Aylinin yeni tanışmalardaki nazı niyazı 1 dakika sürer sürmez. Hemen sosyalleşir. Hele karşı taraf takmış takıştırmışsa hiç dayanamaz kolyeye küpeye bakacağım diye hooop kucağa atılıverir. Gülin daha temkinli önce Ayline bakar çoğu kez. Aylin eğleniyorsa biraz daha kolay olaya dahil olur. 

Her haliniz çok güzel her haliniz çok tatlı! Zaten size kızınca içim çok acıyor. Ama sizi korumak için bazen kızmam gerekyor. Özellikle de elektrik kablolarından :)

Şimdi elektrikli ses çıkaran ne kadar alet varsa; süpürge, blender, mikser hepsini görünce ona uygun sesler çıkarıyorsunuz. Hatta ben duştan çıkar çıkmaz ıslak saçlarıma bakıp uuuuuuuuu diye bağırıyorsunuz. Herhalde annem saç kurutma makinasını çalıştıracak diye psikolojik hazırlık. Bu ses çıkaran tüm aletlerden hatta ses çıkarmamasına rağmen çamaşır makinasından korkuyordunuz. Aylin ben daha saç kurutma makinasını dolaptan çıkarmaya başlarken gidip en uzak odada ağlamaya başlıyordu. Gülümseye gülümseye "çok mutluyum korkulacak durum yok" sinyalleri vermeye çalışarak saçlarımı kurutuyordum. Anlatarak, göstererek ve gülümseyerek bu eşyaları tanıdınız artık sorun yok :) 

Kelime dağarcığınız gelişiyor. Söyleyişleriniz farklı ama her ikisi de çok şirin. Bazı kelimeleri yalnız biriniz söylüyor. Bazı kelimelerse ortak. Aklıma gelenler;

Nanna (mandalina), önnö (önlük), tup (Aylin'cede top), boh (Gülince'de top), Uaaah (Kulak), Dö (Göz), Ta (Kaş), Bib bib (burun), aaat (ağız) (Bu arada bu "aaat" birden fazla anlama geliyor. Yeri geldiğinde ağaç yeri geldiğinde ağız bazen de saat anlamında kullanılıyor). Amma (Gülin'ce elma), emmo (Aylin'ce elma), doduu (Koltuk), dütüüü (düştü),bıdıgıbıdıgı (Gülince bıcıbıcı), Bıdıbıdı (Aylince bıcıbıcı), oooaah (çorap)... İlk aklıma gelenler bunlar aslında daha çok var. Minamini bana ver benim gibi bir anlamda mesela :)) Bir de hayvan sesleri çok eğlenceli. Video çekmeye çalışıyorum ama kayıt altında konuşmuyorsunuz maalesef. Bu nedenle Aylin'in kuş sesini yapışı çok şirin yüzünü buruşturarark ceh ceh deyişi ve balık nasıl yüzer deyince neşeli neşeli "dup dup duppp" diye bağırışını unutmadan yazayım. Gülin'in favori hayvanları kedi köpek inek ayı ve kaplan! Kaplan sesi çok güzel ama sanırım onu burada harflendiremeyeceğim. Gerçek anlamda bir kükreme :))

Çok seviyorum sizi canım kızlarım...