2 Aralık 2014 Salı

13-14 Aylar...

Yaşını başını almış benim kuzularım. Artık gün geçtikçe daha da şirin daha da komiksiniz :) öncelikle müjdelerim ki 8 ekimde Aylinim 25 Ekimde Gülinim ilk adımlarınızı attınız! Artık evimizin içinde bir o yana bir bu yana koşuşup duruyorsunuz. Eller havada dengeye yardımcı paytak paytak birbirinizi takip ediyorsunuz. 

Harika vakit geçiriyorsunuz birlikte. Gerçekten seviyorsunuz birbirinizi. 

Aylin her fırsatta Güline öpüp sarılıyorsun. Didiiii diddiii (cici cici) diyerek saçlarını okşuyorsun. Aylincim bu dönem yine savaşçı, güçlü ama bir o kadar da sevgi dolusun. Oyuncaklarına sımsıkı sarılıp öpüyorsun. Cici cici cici... Duygusal bir bebeksin ama asla mızmız değilsin. Düşünce gerçekten canın yanmadıysa ağlamıyorsun. Meraklısın. Her şeyi dinliyorsun, izliyorsun, taklit ediyorsun. Mesela telefon çalar çalmaz elin kulağında :)) Bir de çok süslü olacağın artık kesin diyebilirim. Her gelenin kolyesini, küpesini, saatini dikkatlice inceliyorsun. Bu senin çok bebeklikten beri olan bir huyun ama saç bandını getirip kafanı bana doğru uzatman artık son noktayı koydu galiba :) Benim kızım küçük bir koket olma yolunda :)) 

İç içe geçen kaplar, birbirine geçirilen puzzle şeklindeki oyuncaklar hiç sana göre değil. Biz Gülinle yaptıkça gelip bozuyorsun. Sen kovalamaca oynamayı ve etrafı keşfetmeyi seviyorsun. Oturup onu oraya sokalım bunu buraya takalım bular senin tarzın değil. Ben ne kadar heves etsem de seninle 1 kere bile bu oyuncaklarla oynayamadık. 

Aylin'in kelimeleri; Aaaanni, baba , babba (lamba), mama, meme, dideh (çiçek), pisss, didiii (cici) aağaath (ağaç), bebehh geri kalan herşey içinse "mama" :)) ha birde benim bana ver manasında "miiii" var! 

Gülin her zaman cool tavırlarıyla adeta bir asilzade olsa da uyku geldi mi nerde bu asilzade diye aranır oluyorum. Ağlak zırlak kuala gibi bacaklarıma yapışarak dolaşan tatlı mı tatlı bir kız oluyorsun. Ben senin o zırlayan halini bile o kadar çok seviyorum ki... Ama uyku yoksa, karın doyduysa harikasın!. Kendi kendine vakit geçirebilen, meraklı, neşelisin. Aylin'in tam tersi iç içe geçen kaplar, birbirine geçirilen puzzle şeklindeki oyuncakları çok seviyorsun. Sen de bebekleri Aylin kadar sevmiyorsun. Sadece ara ara Aylin'le birlikte oynuyorsun. Sonrada yarısında sıkılığ başka birşey oynamaya gidiyorsun. Hiç sarılmak, öpmek gibi oyuncaklarla duygusal bağların yok. Mühendis mi olacaksın acaba :)) Süslülük hiç yok. Kafada toka 2 saniye durmuyor. Anında çıkarıyorsun. 

Açlığa hiç tahammülün yok. Mutfağa yanıma gelip "mammaaa mammaaa mammaa" diye bir parça ekmek ya da bisküvi almadan gitmiyorsun. Yemeğin hazır olmasına sabrın yok. O kadar yediğin de bir yerden belli olsa bari... İleride arkadaşları tarafından kıskanılan süper metabolizmalı bir kız olacaksın. Yiyip yiyip kilo almayan cinsten :)

 Gülin'in kelimeleri ; annii, baba, mama, meme, aydii ( aylin), cici, muu (muz ve bazen de su anlamında), bamba (lamba), ciçeh (çiçek), bebehh.


11 Ekim 2014 Cumartesi

İkiz mi?

İşte yaz geldi geçti... Keşke hemen geçmeseydi biraz daha kalsaydı. Bizim kızlar pek sevdi yazı hele ben bayıldım. Bütün işlerimi kolaylaştırdı. Dışarı çıkarken aaa ev sıcak dışarısı soğuk araba ılık ama arada ayaz var şurada bilmem ne var derken 50 çeşit farklı kıyafet hazırlayarak dışarı çıkma külfetinden kurtulmuş ufak bir çantayla yetinebiliriyordum. Kızları parkta biraz sallayıp sonra 1 saat yürüyüş yapıyordum. 


Yemekti mamaydı uyudu uyumadı banyoydu ev toplamaydı falan derken kendini çoktan unutmuş bir annesiysen eğer beni iyi anlarsın. Bir soluk alma zamanı oluyordu park bana. Fakat tabi park sadece kendi başına olduğun bir yer değil maalesef. Maalesef diyorum çünkü yalnız kalmak istediğim huzurla biraz dolaşacağım bu vakitte etraftaki meraklı teyzelerin ve çocukların ve de dolayısıyla onların annelerinin ilgi odağı oluyorduk.

"Aaaaa bak ikiz bebekler hadi gidip sev biraz" yaaaa biz de bunu bekliyorduk senin oğlan gelsin de bi saattir parkta değmediği yer kalmayan elleriyle bizimkileri mıncıklasın diye geldik zaten buraya! 

Bir de daha dikkatli anne tipi var. Onlar çocuklarına kural koyuyor "Sadece ayaklarını sev annecim!" Niye canım ayakları özerk mi? Ayakları da bizim hem ayrıca çocuk ayağını da ağzına alıyor yani! 

Tabi ben şimdi burdan zart zurt atıyorum çünkü iki yüzlüyüm insanların yüzüne gülüp arkasından konuşuyorum. Ordayken hiç sesim çıkmıyo tüm sorlanlara cevap veriyorum gözüne far tutulmuş tavşan misali kalakalmış bünyemle her şeye tam olarak dürüstçe...

-İkiz mi?
-Tek yumurtalar mı? (aaa ama benziyolar/ yok yaaa baksana hiç benzemiyolar şunun kafası yuvarlak  bunun sivri gibi)
-Tüp bebek mi? (neden olmadı mı?)
-Ailenizde var mı?
-Bir ağlayınca diğeri de ağlıyo mu?
-Kavga ediyolar mı?
-Kaç kilolar? (Şu biraz daha zayıf sanki)
-Meme emiyolar mı? (aaaaa niyee kaynımın dünürü var onların da ikiz yeğeni oldu 2 yaşına kadar emdi onlar)

Bir gün yine parkta tanışıp arkadaş olduğum bir hanımla markette karşılaştık (Bu arkadaşımı seviyorum memnunum onunla konuşmaktan o kadar da olsun yani 1 kişi :) ) Ayak üstü sohbet ederken bin kişi geldi gitti aynı muhabbetler döndü. Milletin sorularından kadına fenalık geldi. Bana allah sabır versin bu ne yaaa böyle dedi. Sonra güldü gerçi ben de senin yanına gelip aynı soruları sormuştum dedi utanarak. Sonra gülüştük :))

Ben bu muhabbetten o kadar sıkıldım ki hele şu meme emme muhabbeti!

İkiz mi? sorusu zaten bir efsane yani! Bi gün yok bi tanesi promosyon dicem.  Bi tane alana bi tane bedavaydı biz de öyle aldık. Ama boşuna koşma kampanya bitti.

Yaşlı bir teyze vardı. yaşına başına bakmadan saatte 100 km hızla yanımıza geldi sırf çocukları sevmek için. Malum soruları birbiri ardına sordu. Sonra her zaman ki gibi bir akrabalarının da ikizi varmış onlardan bahsetti. Onlar da hiç benzemiyormuş biri sarışın diğeri esmermiş. Ama teyze bunu şu şekilde niteledi  "ben hiç isimlerini bilmem sarı gızla gara gız derim." dedi. Ben günlerce güldüm neden bilmiyorum teyzenin sevgi dolu ifadesi gözümün önünden gitmedi. Söyleyişi pek tatlıydı. Bir de benim aklıma kola ve fanta geldi eminim onlarında adı sarı gazoz kara gazozdur teyzenin lugatında :)

Başka bir gün annesi çocuğa bizim kızları gösterip "bak ikizler" dedi. Çocuk da daha bizimkilere bakmadan "yapışık mı?" dedi. Çocuk bile anladı. İkiz olmanın bir haber değeri yok. Şayet yapışık ikizsen bu bir haberdir :) 



12. Ay Bitti

Gülin artık 4 dişli :) Eylül sonu üç diş bir kaç gün arayla patlayarak ve de kızımı bunaltarak geldi. Bu ay Gülin iki elinden tutarak yürütmemizi istiyor. Çok sağlam basmasa da yürümekten keyif alıyor. Tek elini tutarak yürütmeye çalıştığımızda ağlıyor dönüp diğer elimi de tutmak istediğini anlatıyor. Kendini tek elde güvende hissetmiyor henüz. Köpek havlaması yapıyor. Tavuk gıdaklaması yapıyor, bye bye yapıyor. Sözde mumu puffff diye üfleyecek ama mumum kendisini görünce eline almak istediğinden üflemeyi unutuyor.

Aylin artık tek elini tutarak yürüyor. Çok kısa zamanda yürür galiba ama ben acele etmiyorum. Tutup bir o yana bir bu yana çalıştırmıyorum. Belli ki yürüyecek zaten şükür :)

Aylin el sallıyor. Ve en güzeli bunu komut almadan birinin gittiğini gideceğini anladığı anda yapıyor. Ve ya kendisi yatmak için odaya gideceği zaman salonda oturanlara el sallıyor.  Öpücük gönderiyor. Ay sonunda yanaktan öpmeyi de öğrendi ama canı istemedikçe hiç bir şey yapmıyor öyle de kuralları var :))

Aylinin hiç bir lisanda yeri olmayan komik kelimeleri var "bi bii bii biii" "galigali galigali" "kokitikokiti" "gagiligagiligagili"... Çok komik ve şirin oluyor bunları söylerken ve biz yapmaya çalışsak da aynı sesleri çıkaramıyoruz maalesef bir kişi hariç... ; Gülin! O gali gali konusunda uzmanlaştı şimdi gagili yapmasını bekliyoruz :))

Saçların nerde, burnun nerde oynuyoruz. Bunları bildiklerini tesadüfen öğrendim. Ceviz adam şarkısını 10. aydan beri söylüyorum ve oynuyoruz. Bu şarkı içindeki sözlerde geçenleri öğremişler. Ama şu zamana kadar sadece "karnı davul güm güm güm" dediğimde karınlarına vuruyorlardı. Sonra bir gün "bak benim saçıma senin saçın var mı?" dediğimde tak tak kafalarına vurmaya başladılar. Başka bir gün şarkıyı söylerken bildiklerini yapmaya başladlar. O zaman anladım ki sen konuşurken sana aslında boş boş bakmıyorlar. Her yaptığını her söylediğini kaydediyorlar. Bir gün lamba nerde dediğimde parmağıyla gösterdi avizeyi...

Telefonu alıp kulaklarına koyuyor. (hatta kulaklarını tam tutturamayıp ensesine koyduğu da oluyor)
Alo diyemiyorlar daha. Bir kez Aylin alleeee dedi o da bir tesadüf müydü bilmem bir daha kendisinden haber alınamadı.

Hop o yana hop bu yana evi dört dönüyorlar. Kah beraber kah solo takılıyorlar. İkiz olmak dünyanın en güzel şeyidir belki... Aynı karından aynı hayata birlikte öğrenmektir... Paylaşmak ve bazen de paylaşamamaktır...

11. Ay Bitti...

Gülin 4 ağustos 2014 yatak kenarlarından tutunarak ayağa kalktı ancak geri oturmayı beceremediği için ağlayarak yardım istedi. 6 ağustostan kendi kendine oturma denemelerine başladı bir kaç gün içinde başardı artık kendi kendine oturup kalkabiliyor.

Emeklemede her geçen gün hızlandı ve kardeşine yaklaştı. 10 ağustos itibariyle artık komando sürünmesi yapmıyor. Dizlerinin üstünde hızlanarak emekliyor.

Bu arada nihayet alt sol dişi bir inci gibi parlayarak beni mutlu etti işte o gün 6 ağustostu :))

6 ağustos 2014 aylin ayakta dururken ellerini birkaç saniyeliğine bırakarak kendini test etmeye başladı. Bunu takip eden günlerde koltuktan tutunarak baştan başa yürümeye başladı. Ay sonuna doğru artık çok kolaylıkla istediği yere tutunarak gitmeye başladı. İki elinden tutup yürütmemi istiyor.

Bazen yataklarına bırakıp uyusunlar diye kapılarını kapatıyorum. Fakat bir süre sonra sessizlik yerini kahkahalara bırakıyor. Merak edip içeri girdiğimde kahkaha korosuna ben de katılıyorum. Yatak kenarlarına tutunup ayağa kakmışlar ve birbirlerine bakıp bir şeyler yapıyorlar. Mesela zıplayıp yaylanıyorlar sonra kahkaha atıyorlar :)) Aylin ellerini bırakıp yaylanıyor sonra popo üstü düşüyor. Ve yine kahkaha atıyorlar. Bazen onlara imreniyorum. Keşke benim de ikizim olsaydı. Ne büyük bir şans! 

Sabah uyanınca odalarında gidip mamalarını veriyorum eğer uykuları varsa mamayı yiyip biraz daha uyuyorlar. Bazen uykular alınmış cin gibi bakan gözlerle beni görünce hemen ayağa kalkıp ellerini uzatıyorlar. O zaman hemen yere bırakıyorum. Ve hemen yanlarında ben de emekleme pozisyonu alıyorum önden hızlı gidip bağırıyorum "kimse beni yakalayamaz!" Sonra salona doğu emeklemeye başlıyorum. Beni yakalamaya çalışırken kahkahalar yükseliyor koridorda :)) bu eğlenceli oyunu Kerem başlattı. Çok eğlendikleri için ben de gün içinde bir kaç kez oynuyorum. 

İki kardeş odalarında perdeyi yüzlerine kapatıp ceee oynuyorlar. Çok seviyorlar kahkahalar çığlıklar içinde bir kaç dakika oynuyorlar. Sonra emekliyerek salona gelip oyuncak sepetini yıkıyorlar önlerine. Başlıyor o senin bu benim kavgası :))

Enerjilerini atamazlarsa uyku sorunu oluyor. Uyumuyorlar. Çok da yorulmamaları gerekiyor o zaman da uyuyamıyorlar. Dengede kalmak lazım. Benim işim zor yani :))

10. Ay bitti

Her ay yazıma aynı şekilde başlıyorum; "Bu ay çok hızlı geçti":)) Ama gerçekten öyle... Günlük telaşlarım arasında kızlarımla koşturmaca içerisinde geçen günlerim o kadar hızlı ki ben takvime yetişemez oldum. Yorgun çok yorgun ama bir o kadar da mutlu geçiyor günlerim. 

İşten ayrılıp tüm vaktimi kızlarıma ayırarak çok iyi yaptığımı düşünüyorum. Açıkçası hiç pişman değilim. Bu güzel günleri dolu dolu onlarla geçiriyorum her saniyelerinde yanlarındayım. Her anlarına tanığım ve biliyorum çok şanslıyım. Bu imkana sahip olamayan anneleri için üzgünüm... Ve şu anda böyle bir dönemde bu imkana sahip olduğum için binlerce kez şükrediyorum...   

Bu ay kızlarım et, tavuk yemeye başladı... Zaten tüm çorba ve yemeklerini et ve kemik suyuyla yapıyordum ancak kıymanın yanı sıra daha etli yemekler yemeye başladılar. 

Gülinim 

Emekleme çalışmalarına hız vermekle birlikte dizlerinden güç alarak emeklemeye başladı ancak kısa sürede yorulup tekrar komando sürünmesine geri dönüyor. Ve hiç durmadan "eeeee eeeeee , nenenenenene, tetetetete" gibi sesler çıkarıyor. 

Aylinim

Çok hızlı emekliyor. Yüzümüze bakıp gülümsüyor. Kendi hızına kendi seviniyor galiba :)

10. ayı 10 günlük bayram tatili nedeniyle fethiyede tamamladık. Hava çok sıcak olduğu için günümüzün tamamı neredeyse evde geçti. Evde bol bol babanne ve dedeyle vakit geçirdi kızlar. Oynadılar oynadılar oynadılar... Akşamları 17 den sonra havuza girdiler serinlediler çırpına çırpına yüzdüler... 


23 Mayıs 2014 Cuma

8. Ay Bitti

Zaman su gibi geçiyor. Tüm gün beraber olsak da ben yine de kızlarıma doyamıyorum. Şimdi daha anlamlı bakıyorlar bana. Gülüyorlar. İstemedikleri şeyleri belli ediyorlar. Kim yabancı kim değil biliyorlar ve sevdikleri kişilere sevinçle çırpınarak tepki veriyorlar.

Yanlarına yaklaştığımda yüzüme dokunup tüm güçleriyle gülüyorlar. Gözleri ışıl ışıl saf tertemiz... Saçlarımı yakalamaya çalışıyorlar. İkisini birden kucaklamak istesem de yapamıyorum işte o zaman içim tükeniyor. Birini ihmal ederim diye aklım çıkıyor. İkiz anneleri beni iyi anlar...

Bu ay Aylin elleri ve ayak parmakları üzerinde şınav pozisyonunda ayağa kalmak için çalışmalarına devam ediyor. Azimle yılmadan... Geri geri gidip koltuğa bacağını sıkıştırıp ağlıyor bana bakıyor "gel beni kurtar" diye... Ordan çıkar çıkmaz kaldığı yerden devam ediyor. 

Gülin emeklemek bir yana fikri dahi geçmiyor aklından. Çünkü o her yere yuvarlanarak ulaşabiliyor. Kendince çözümler üretti. Tam tur dönebiliyor. Yuvarlana yuvarlana ve ya kendi ekseninde tam dönerek hedefine ulaşıyor. Bazen oyuncağa ulaşmak için üzerinde yattığı örtüyü çekerek oyuncağı kendine yaklaştırıyor. 

İkisi de ağlarken ve benden medet umarken ağız arasında "anne"ye benzer birşeyler söylüyorlar. Ya da bu benim hayal dünyam :)) babababaa dadadadaa dedededeeee! O da canları isterse. 

Ayaklarını ağızlarına alıyorlar. Ne zaman fırsat bulurlarsa hemen çoraplar çıkarılıyor. Ayaklar ağıza alınıyor. :))

Artık kahvaltı yapıyoruz (yumurta peynir bisküvi ve devam sütü bulamacı) Gülin biberondan daha çok sevdi kaşığı itirazsız ağzını açıp bekliyor. Aylin kahvaltıyı pek sevmedi. Midesini bulandırıyor. Yerken öğürüyor. O yüzden ben biraz daha alternatifli şeyler hazırlamaya gayret ediyorum. Kuru erik ve üzümü blendırdan geçirip kahvaltıya biraz katıyorum. Aylin için daha dayanılır oluyor. 

Çorbalar içiyoruz. En sevdikleri çorba tarhana. Yoğurta da bayılıyorlar.

Mama sandalyelerini bu ay aldık. Rahat yemek yesinler diye. Arada ellerine salatalık, ekmek, havuç, şeftali, elma veriyorum. Biraz kemirip sağa sola fırlatıyorlar. Bazen düşünce ağlıyorlar. Üst baş perişan oluyor. Her dakika kıyafet değişimi. Çamaşır yıkanıyor durmadan! 

Yorgun ama çok mutlu devam ediyor hayatımız :))

3 Mayıs 2014 Cumartesi

7. Ay bitti

Aylin

Bu ayın başlarında ağzını bir şeyler söyleyecekmiş gibi oynatıyordun. Hepimizi ağzının içine bakıyorduk ne diyecek diye. Boş boş ağzını oynatıp ardından bir çığlık patlatıyordun. Ayın sonlarına doğru bu ağız oynatmalar BaaBaaa Baaa Baaa Baaa diye hecelere dönüştü. İlk olarak "Baba" demiş oldun. (Aslında babanı kastetmediğini biliyorum yavrum ama bu aramızda bir sır olarak kalsın çünkü baban seviniyor "baba" dedin diye) Koca koca yanaklarını doldurup dudaklarını büzerek BaaBaaaBaaaBaaa dediğin an seni yememek için kendimi zor tutuyorum. Bunu bir türlü kayda alamıyoruz çünkü kameraları telefonları gördüğün anda malesef susuyorsun.

O kadar dikkatlisin ki. Hiç bir şeyi kaçırmak istemiyorsun. Ne var öğrenilecek getirin bana hemen anlayayım der gibisin. Merakla bakıp uuuu diyip saldırıyorsun etrafa hemen dokunmak oynamak istiyorsun. İştahla hayatı algılamak. Ne büyük bir heves. Kolların sürekli havada beni kucağınıza alın ve gezdirin etrafı çünkü ben henüz yürüyemiyorum. Bi yürüsem bi daha da kucağa gelmem kendi işimi kendim görürüm diyorsun sanki. Emeklemek için sarfettiğin çaba muhteşem... hiç yılmadan dakikalarca uğraşıyorsun. İlk başlarda sadece olduğun yerde yaylanıp geri geri gidiyordun ama bu ayı yaylanıp öne sıçrayarak göbekleme diye tabir edebileceğimiz bir stille tamamladın. Emeklemenin ilk tohumlarını attın yavrucuğum...

Gülin 

Bazen sessiz etrafı seyrediyorsun. Bazen de küçük çenen bir düşüyor. Sayıyor da sayıyorsun hiç durmadan. Özellikle sabah kalkınca dırdır dırdır çok muhabbetlisin. Aylinin BaBaBaaasınından 2 gün sonra senden de bir sürpriz DaaDaaDaaa geldi. İçimi eriten sevimlilikle önemli bir şey söylüyormuşcasına ciddi ciddi bana bakıp DaaDaaDaa dediğinde ben bittim... Ama en komiği gece uykudan uyanıp sessizce DaaDaaDaa deyişindi. Sanki biraz sessiz konuşayım herkes uyuyor der gibi bir bilinçle. Bana bir şeyler söyleyip gülüyorsun. Ne diyorsun acaba o kadar çok anlamak isterdim ki... Bu ay iletişimimiz her zamankinden daha güzel. 

Henüz yürümek emekmeklemek gibi bir çaban yok. Yere koyuyoruz seni oyuncaklara bakıp ağlıyorsun. Gidemiyorum işte bu nasıl bir işkence diyorsun. Ayakların sürekli kıpır kıpır. 5. ayından beri topuklarını kuvvetle yere vuruyorsun. Yatakta ayaklarını vura vura yatıyorsun. Sen vurdukça park yatak sallanıyor. Aylin bedavadan sayende eğleniyor. Bu topuk vurmalar yürümeye hazırlıkmış. Bakarsın sen emeklemeden yürürsün. 

Oyuncak inek dori'yi bu ara daha çok seviyorsun. Artık zimmetine geçirdin sürekli elinde. Zavallı oyuncağı kemire kemire tükürük içinde bırakıyorsun. Sırılsıklam bir şekilde. Baban kaloriferin üzerine koyuyor sabaha kadar kurusun diye :)) 

Bu ay artık bizi ve birbirinizi çok iyi tanıyorsunuz. Evimize gelenleri biliyorsunuz. Bir süredir görmediğiniz veya daha önce hiç görmediğiniz kişileri yabancılıyor, sizi sevdiklerinde ağlayıp bize sarılıyorsunuz. Tanıyana alışana kadar göz hapsine alıyorsunuz. Aylin daha sıcak kanlı. Gülin biraz daha mesafeli duruyor. Zaten misafir geldinde de normalde uyumayan Gülin uyur, hep uyuyan Aylin uyumaz olur :)) Oyuncaklarınızı paylaşamıyorsunuz. Hışırtılı kumaş bir kitap aldı size Murat Amcanız. Üzerinde rakamlar ve hayvanlar var. İlk geldiği gün paylaşamayıp ağladınız. Sonra ertesi günler bu kapışma başka oyuncaklarda da devam etti. Aylin sen biraz cingözsün. Bi biriniz alıyor sonra hooop diğeri onun elinden kapmış. Bakmışsın kopmuş bir mızıldama... Ne dersiniz bunlar daha iyi günlerimiz mi?

Ek gıdaya geçtiniz. Artık elma, armut, havuç, patates, kabak ve yoğurt yiyorsunuz. Size hergün yoğurt yapıyorum. Gülin elma ve armut püresini pek sevmiyorsun. Ama kabak ve yoğurtu sevdin. Yemediğin her şeyi yoğurtla karıştırınca yiyorsun.  Aylin sen ne versem yiyorsun. İştahlı bir bebeksin.

Çok güzel bir aydı. Hergün yeniliklerle doluydu. Büyüdüğünüzü hem sevinerek hem de bu hallerinizi özlemenin ve unutmanın kaygısıyla yaşıyorum. 

2 Mayıs 2014 Cuma

6. Ay bitti.

Zaman nasıl hızla akıp geçiyor. İyi ki çalışmıyorum da bolca sizinle vakit geçiriyorum canım kızlarım... Bu şartlarda bile doyamıyorum size. Sabaha kadar özlüyorum sizi.

Aylin'im ve Gülin'im

Artık destekle oturabiliyorsunuz. İsimlerinizi söylediğimde bakıyorsunuz. Oyuncaklarınıza uzanıyor ve elinizde oynuyorsunuz. Hatta bir elinizden diğerine alıyorsunuz. En güzeli de artık birbirinizle tamamen iletişim haline geçmeniz. Ama sanırım birbirinizi oyuncak olarak görüyorsunuz. Mesela bu sabah aylin gülinin ayağını ısırırken yakaladım seni. 

27 Şubat 2014 Perşembe

5 Ay Bitmek Üzere...

Evet zaman su gibi aktı gitti... 5.ay bitmek üzere. Geri dönüp baktığımda uykusuzluklar, yorgunluklar hatırlanmıyor bile... Çok güzel anlar yaşıyorum her gün her saat. Çok huzurlu çok mutluyum.

Aylin'im...

Sen ne haylaz sen ne oyuncusun :) Kahkahalara boğuyorsun beni. Her gün şaşırtıyorsun... İlk gülümseme, ilk kahkaha, ilk dönüşü yaptın. Acaba bugün ne yapacak diye beklentilere sokuyorsun beni. 5.ayda artık kendin dönebilir oldun.Uykuya yüz üstü yatırıyorum uyanınca sırt üstü olmuş kendi kendine söylenirken buluyorum seni. Yanına geldiğimde hemen yüzünde kocaman bir gülümseme oluyor. En sevdiğin şey başımı ileri geri sallayarak saçma sapan söylediğim şeyler. İşte o zaman kahkahalar kikirdemeler oluyor. Ellerin hep ağzında. Emziği kenara çekip aradan parmağını emiyorsun. Çok haklısın çünkü parmakların çok tatlı. Ellerin yumuk yumuk gamzeli. Çığlıkların tüm evde çınlıyor. Yalnız başına geçirdiğin en keyifli zamanlar dönencenin altındaki anlar. Ender olarak ana kucağında ineğinle oynamayı seviyorsun. Tabi buna oynamak denir mi bilemiyorum. Hayvancağızı sürekli yemeye çalışıyorsun. :)) Mutlu olduğunda kedi gibi mırlayıp fiiiyyyyyuuuu diye bağırıyorsun.

Gülin'im...

Benim narin küçük kuşum... Zarif parmakların, kaçamak gülüşlerin, kikirdek hallerinle çok sevimlisin... En sevdiğin oyuncağın Sofi adında bir zürafa. Onunla sohbet ederken nedense bir kavgaya tutuşuyorsun. Sofi ne yapıyor seni bu kadar kızdıracak bilmiyorum. Neredeyse 3.ayından beri kollarının üzerine dikilip sağı solu dikizliyorsun. Meraklı şaşkın bakışlarınla olanı biteni anlamaya çalışman çok şirin. İlk kelimen Egggüüüüü ! Sanırım bu bir itiraz cümlesi. Yemek istemiyorum egggüüüü uyumak istemiyorum egggüüüüü! Bu ayın sonuna doğru sen de dönmeye başladın. Uyuman için yüz üstü koyuyorum hooop ters dönüyorsun ve gülüyorsun. Kucakta uyumayı seviyorsun bu kötü alışkanlığını nasıl yeneriz bilemiyorum. Çünkü aynı anda Aylin de ağladığında işler biraz karışıyor.