19 Ekim 2013 Cumartesi

Doğum Günüm Sizin Doğduğunuz Gün!

01.10.2013 hayatımın en mutlu günü... Daha da mutlu günlerimiz olsun kızlarımla birlikte. Ben bu satırları yazmaya imkan bulabildiğimde kızlarım artık 19 günlük bebekler. Hemen yanımda mışıl mışıl uyuyorlar :)

Doğum sabahı hastaneye geç kaldık. Herhalde kendi doğumuna geç kalan ilk kişiyimdir. Kaplumbağa hızında hareket edebildiğimden 8.30'daki randevuya 9.00'da ancak gidebildik. 

Yatış işlemlerinden sonra odamıza çıktık. Dünyanın en pamuk hemşiresi bizi karşıladı. Ben kendisine pamuk dediğim için adını bile sormamışım telaştan maalesef. NTS, tansiyon vs derken bu arada Şule doğum fotoğraflarımızı çoktan çekmeye başlamıştı. Annelerimiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız yanımızdaydılar. Ameliyata yönelik bir korkum hiç yoktu. Çok rahattım. Şakalar gülmeler derken beni doğumhaneye doğru götürmek için geldiler. İşte orada duygulandım. Nihayetinde ilk kez bir operasyon geçiriyorum. Ardımda da tüm sevdiklerim bana el sallarken öyle dipçik gibi durmak mümkün olmadı saldım makaraları :) 

Doğumhane kapsından girince gördüm ki orada bambaşka bir hayat vardı. Doktorlar şarkı türkü söyleyip birbiriyle şakalaşıyor. Gayet rahatlar. Bense yay gibi gerildim. Bir ara tamamen uyumak daha mı iyiydi acaba diye düşündüm. Beni sedyeye oturtup epidural anestezi yapmaya başladılar. Hiç bir acı hissetmedim. Tedirginlik dışında bir duygu yok aslında. O da tamamen bana yapılan işlemi bilmen den kaynaklanıyor. 

Anesteziyi alınca bacaklarıma sıcaklık yayıldı. Buz gibi ameliyathanede iyi oldu doğrusu :)) derken eşim ve şule geldiler. Perde gerildi ve bekleyiş başladı. Doktorum bir yandan birşeyler anlatıyordu. Ben ne zaman başlayacaklar diye düşünüyken bir anda üzerimde küçük bir sarsıntı hissettim. Ne oluyor demeye kalmadı bir bebek ağlaması sesi duydum. O kadar hızlı bir şekilde oldu ki ben daha ne zaman başlayacaklar derken onlar kapatma aşamasına gelmişler bile. Küçük bir panik yaşadım. Ama herşey kızlarımın yüzünü görmemle son buldu. Dünyadaki en güzel varlıklar yanındaydı. Sıcacık bir ten yanağıma değdi. Ona küçük bir öpücük kondurmak için kafamı çevirdiğimde o da aynı şeyi yapınca birbirimizi öptük. Bu an ben ölünceye kadar hatırımdan çıkamaz. En güzel öpücüktü. Diğer kızıma da küçük bir buse kondurdum ve küçük yataklarına yatırdılar. Benim işlemim de bitti. Sedye ile birlikte kızlarımı da alıp odamıza doğru yol aldık. Doğumhanenin çıkışında ailemiz ve dostlarımız merakla bizi bekliyordu. Bu değerli an başka bir mutluluk... Sevildimizin arkadaşlığın emaresi. Bizi yalnız bırakmayp gelen tüm dostlarımıza ve akrabalarımıza teşekkür ederim. Annemi görünce sevinç içinde müjdeledim "çok güzeller bunlar". Kuzguna yavrusu güzel gelir derler onun misali mi bilemem ama kızlarım rüya gibiydiler. Pembe yanaklar ve dudaklar akça pakça nur topu derler ya ne demek  şimdi anlıyorum ;))

Şükürler olsun ve dilerim isteyen herkes bu duyguyu yaşasın...

1 Ekim 2013 Salı

Son gece... 37. Hafta

01.10.2013 saat 02:36... Artık ten tene kavuşmamıza sayılı saat var. Bugün sabah hastaneye gideceğiz. 10-11 gibi inşallah sağ salim kucaklaşacağız. Şimdi karnımdaki son geceniz, son saatleriniz. 

Bugün öyle tuhaf bir gün geçirdim ki içimde büyük bir boşluk ile istesem de yapamayacağım ilahi bir meditasyon yaşadım adeta. Korku ve heyecan hissetmeden bomboş bir kafa ve kalp ile dolaştım. Benden çok beni arayanlar heyecanlıydı. Benden de öyle olmamı beklediler herhalde ama teslimiyet, methamet duygularım daha önce zırhını ördü. 

Ta ki gece yarısı olup da yatakta kendimle başbaşa kalıncaya kadar. Size kavuşacağım çok mutluyum. Ama içimde "lisenin son günü" oluşan hüzüne benzer bir duygu var. Siz de yaşayınca daha iyi anlayacaksınız belki; artık değişim ve ilerleme zamanıdır ama anıların verdiği duygular içini burkar. Geri dönülemeyen  değişim ile tatlı veda zamanıdır. Şimdi karnımda kıpır kıpır edişlerinizi özleyeceğim. Elim karnımda bu anları biraz daha yaşamak isyiyorum ama uyuyasınız tuttu her halde :)) Nereye gitsem yanımda oluyordunuz ya bu konfor paha biçilemez. İçimde bıraktığınız hissi çok özleyeceğim. 

Ama bugünden sonra bizi güzel, mutlu bir hayat bekliyor. Sizin için yaşayan, sizi çok seven anneniz ve babanız var. Sizi çok istedik, sabırla ve zorluklarla bekledik. Şimdi elele bir ömür yürüme vaktidir... Bizim küçük meleklerimiz... Sizi çok seviyoruz...

23 Eylül 2013 Pazartesi

36. Hafta

36.Hafta Başı
Göbüş : 119 cm
Şişkolama Artışı : + 17,5 (WİYUUUUU ALDIM GİDİYORUM:O)

Kurabiyelerim büyürken ben de un kurabiyesi gibi çatladım. Kırmızı olanlardan değil de seffaf pırıl pırıl olanlardan. Karnımın içi boşalınca ne hale gelecek diye düşünüyorum ve hemen düşünmekten vazgeçiyorum. 

121 cm + 19 kg ile haftayı noktalarkennnn yuhhh diyorum ama çok ödememin var ve karnım mermer gibi! Pufur pufur şiştim yeniden.

Çok zor bir hafta oldu. Yürümek hatta ayakta bir kaç saniyeden fazla durmak imkan dahilinde değil. Ellerimi yıkarken kollarımı lavabo tezgahına dayıyorum o denli ayakta duramıyorum. Neyse ki bitiyor. Zaten takatim kalmadı. Doktorum Ahmet Bey bir iki gün daha dururmusun dedi ama yüzümdeki o ifadeyi görünce anladı ki 1 gün bile daha dayanabilecek gibi değilim. ..

19 Eylül 2013 Perşembe

35. Hafta

35.Hafta Başı
Göbüş : 120 cm
Şişkolama Artışı : + 16 (o ne yaaa birden bireee :O)


Neden bilmem ben birden şikolaştım bu hafta. Ya ödem oldu ya da bu hafta biraz börek çörek yedim ondan oldu belki :) Neyse yarasın diyorum :))


Bu hafta kızlarımın babaanneleri ve büyük anneanneleri geldi. Evde kızları beklerken heyecan her geçen gün artıyor.

Artık sayılı gün kaldığından heyecan sürekli olarak artıyor. Merak ve korku karmaşık bir duygu var içimde. Kaygılar var beynimde ama haklı ve normal şeyler sanırım. Hani bir sınava çalışırsın ama yine de sınav öncesi bir gerginlik bir korku olur ya "acaba yapabilecek miyim?" diye korkarsın. İşte buna çok benzeyen bir duygu. Sütüm az mı çok mu, uyurlar mı, hastalanırlar mı bilmem ne kafada bir sürü tilki geziyor.

Gün geçtikçe daha güçlü hareketlerle kendilerini varlıklarını hissediyorum. Karnıma dokunduğumda çok net bir şekilde onlara dokunabiliyorum. Hani bir kuşu eline alırsın. Kemiklerini hissedersin ya işte aynı öyle bazen ellerini kollarını sırtını başını hissediyorum. İçimde müthiş bir heyecan oluyor. Mutluluktan gözlerim doluyor. Canlarım benimmmm. Çoook merak ediyorum. Sabırsızlıkla sağlıkla gelecekleri günü bekliyorum.

34. Hafta

34. Hafta Başı
Göbüş :119 cm
Şişkolama Artışı : + 14,7

Bu haftayı ayrı bir başlık olarak yazmamın özel bir sebebi yok. Şu anda bu haftanın son gününü de noktaladım. Yeni haftaya girerken geride bıraktığım haftanın özetini şöyle bir kafamdan geçiriyordum. En iyisi yazayım diye düşündüm.

Bu hafta doktora gittik ilk olarak buradan anlatmaya başlayayım. Doktorum bile şaka ile bana "vay evreeeen, sana baktıkça üzülüyorum ama az kaldı dayan" dedi. Artık durumun vahametini varın siz düşünün. Karnım dillere destan :)) bebekler 1800'er gr civarındalar.

Doktorumuz herşeyin yolunda gittiğini ve 10 gün sonra yeni bir muayene için randevulaşacağımızı söyledi. Eğer bu 10 içinde bir durum olmazsa ve ben bu muayeneden de geçer not alabilirsem bir sonraki görüşmemiz artık hastanede doğumda olacak. Yani tarihler 01.10.2013'ü gösterecek. Ve ben 36. Haftamı bitirmiş olacağım. :) Bu tarihte artık kurabiyelerim 2 kilonun üzerinde ve kuvöze girmeden eve gidebilecek gelişmişliğe ulaşmış olacaklar. Bu durumda doğuma en uzak ihtimalde 14 gün var :)

Çok çok iyiyim aslında. Bebeklerimin sağlığı yerinde ve bende de bir komplikasyon yok. Tek şikayet artık ben sabit bir yere montr edilmiş iskele babası gibi yaşıyorum. Hareket yasak. Hatta evden çıkmak yasak komutu level atladı. Artık oturmak da yasak. Sürekli yatar pozisyonda olmam lazımmış. Hayır zaten ben yasakları deleyim desem de yapamam. Oturduğum yerden kalkamıyorum. Yatmak ayrı bir eziyet. Midemde reflü denen illet rahat vermiyor. "Rennie Duo" kankam oldu. Gece içmede. Yatamıyorum. Hele ki benim bebekler aşağıda duruyor. Bu yüzden şanslıyım. Yukarıda duranlar elinden şişeyi bırakamıyormuş. 

Fakat bu yatma durumu ve istediği. Hareketi yapamamak çok yıpratıcı bir durum. Yürüyemiyorum bile... Ben de akranlarım gibi koşup oynamak istiyorum. :) Ara ara çaresizliğim pençesinde kafayı çatırdatıp hüngür hüngür ağlıyorum. Ama ağlamaların sonu şükür ve sabır dilekleri ile son buluyor... Burdan tekrar kızlarıma sesleniyorum "vallaa anaların hakkı ödenmez" :))) başa kakmak için henüz çok erken olsa da ben bi siftah atayım dedim :)


20 Ağustos 2013 Salı

30&31&32&33. Haftalar

30. Hafta Başı
Göbüş : 116 cm
Şişkolama artışı +14

30. Hafta sonu itibariyle doktorumuzda kontrolümüz vardı. 1500 gr civarında kurabiyelerim. Öyle tatlılar ki... mışıl mışıl uyuyorlardı. Kocaman olmuşlar 2 haftada. 500 gr civarı almışlar maşallah. Doktorumuz bunu benim az kilo almamla bağladı. Tüm yediklerim kurabiyelerime yaramış. Ramazanda bol bol güllaçla besledim ben onları :)) ama maşallah bana yaramadı onlara yaramış tatlılar. Bu şekilde gidersek ve iyi dinlenirsek doğumda çok da mini mini olmayacaklar 2 kiloyu geçeceklermiş. Evet normal tek gebelik geçiren anneler şimdi bu söylediklerimi şaşkınlıkla okuyordur. Tüm hamileler bebeklerinin 3-3,5 kiloyu bulmasını hatta geçmesini isterler. 2 kiloluk bir bebek kabus gibi gelebilir onlara. Ama söz konusu çoğul gebelik olunca iş değişiyor. Tüm okuduklarımdan duyduklarımdan sonra 2 kiloyu geçmiş sağlıklı bebekler benim hayalim... Aylarca kuvözde kalan ikizler var. Bu sebeple sağlıklı olsunlar varsın biraz ufak olsunlar önemli değil. Zaten küçük bebekler daha hızlı büyüyor diye bir rivayet de var, tüm büyük teyzeler aynı şeyi söylüyor ne alakadır bilmem. 

20 gün sonra yine bir kontrol var. Bu kontrolde de yine böyle her şey yolunda olursa doğum tarihimiz 1 Ekim civarı olacak. Az kaldı kızlarımla kavuşacağız. Ama onların karnımdaki kıpırtılarını da özleyeceğim....



31. Hafta Başı
Göbüş : 118 cm
Şişkolama artışı +15

Sanırım vücut kendini uykusuzluğa alıştırmaya çalışıyor. Yoksa geceleri cin gibi oturmamın bir açıklaması olmalı. Yeni değil bir kaç haftadır süregelen bu durum bu hafta da devam ediyor. Sinir bozucu bir halde uyumayı bekliyorum 2-6  arası!

32. Hafta Başı
Göbüş : 118,5 cm
Şişkolama artışı +15 (heyoooo kilo almamışım kiiii)

Hamilelikte mide fazla ve gereksiz bir organ. Geçici olarak çıkarılmalı. Keza ilk 4 ay bulan bulan bulan kus kus kus! Son 2 ay yan yan yan! Son 1 ay ekşi yan bozuk bulan kus! Vallahi canıma tak etti! İstemiyo çocuklar herhalde. Burda bir fazlalık var atalım kurtulalım diye mideme tekmeler tokatlar.... Zaten ne yesem dokunuyor bi haller oldu. Hamile olduğumdan beri doya doya yemek yiyemedim yanarım yanarım buna yanarım :)) Şu an midemden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle 4. uyumadığım gece! Yatamıyorum ve hamilenin kurtarıcısı mide ilacı rennie duo işe yaramıyor :( ya sabır çeke çeke ezanlar okunuyor her sabah... Sonra bi noktada sanırım artık sızıyorum. 

Hamilelik zor çok zor... Anaların hakkı ödenmez valla bi beddua etse işin gücün rast gitmez :)) 


33. Hafta Başı

Göbüş : 118 cm 
Şişkolama Artışı : +13,5


Sanırım geçen haftanın ne kadar zor geçtiği kilo ve göbüş çapımdan belli oluyor. Uykusuzluk ve mide sıkıntısı ölçüler ile kendini ispat etmiş. Acaba kurabiyelerim olumsuz etkilenmiş midir bu durumdan yoksa onlar büyümeye devam etmiş midir? İçim içimi yedi şu an... 5 Eylülü iple çekiyorum. Doktora gideceğimiz için...


...

5 Eylül Doktor Randevumuz


Bu ziyaret sandığım kadar iyi geçmedi. Çünkü kurabiyelerim 2 kg olmuştur diye beklerken 1700  gr civarında çıktılar karşımıza. Doktor bu durumu normal olarak karşıladı. Artık son haftalara doğru ikizler diğer bebekler kadar hızlı büyüyemiyorlar. Sanırım yerleri daralıyor. Ama bunun dışında her şey normal ve yolunda ilerliyor.

Bu haftadan itibaren kontroller sıklaşıyor sanırım. 10 gün sonra yeni bir kontrol daha olacak. Ya doğum tarihi belirlenecek. Ya da tekrar bir kontrol tarihi daha verilecek. Bekleyişte heyecan artıyor...

13 Ağustos 2013 Salı

24&25&26&27&28&29.haftalar

24. Hafta Başı
Göbüş : 107 cm
Şişkolama Artışı: + 10

25. Hafta Başı
Göbüş : 109 cm
Şişkolama Artışı: + 11

26. Hafta Başı
Göbüş : 110 cm
Şişkolama artışı + 12,5

27. Hafta Başı
Göbüş : 112 cm
Şişkolama artışı + 13 

27. hafta doktorumuza kontrole gittiiik. Kurabiyelerim tek çocuk edasında sereserpe büyüyorlar. Kurabiyelerimin biri 1050 gr diğeri 950 gr civarındalar :) miniklerim! Kocaman karnım olduğunu artık doktorumuz da dayanamayıp itiraf etti. İçinde olduğun haftadan çok daha büyük karnın hatta ikiz gebeye göre bile büyük dedi. :) Nihayet haftalardır beni korkutmamak için örtbas etmeye çalıştığı gerçeği söyledi. :) Ama ben durumdan rahatsız değilim. Demek ki vücut yapım böyle fena mı çocuklar sereserpe büyüyorlarmış :) Son haftalarda PAAAAAATTTTT diye bi ses duyarsanız ben patlamış olabilirim. Bu sebeple merak etmeyin.

28. Hafta Başı
Göbüş : 113 cm
Şişkolama artışı + 14,3

29. Hafta Başı
Göbüş :114 cm
Şişkolama artışı +13,5 

(Muhteşem kilo verişimin nedeni ödemlerin dinlenme sonucu vücudu terki diyar etmesi)

Eğer ayaklarınız kocaman oluyorsa, bilek ve baldır arasındaki kalınlık farkı iyice azaldıysa hemen dinlenmeye başlayın! Çünkü ben pofidik ayaklarımın acısından çok çektim. Ne zaman ki iznim başladı ve zamanımın büyük çoğunluğu dinlenerek geçirmeye başladım (burda kafa tatili değil bildiğiniz yatay pozisyonda uzanmaktan bahsediyorum) şişlerim azaldı. Ayakları kalp hizasından yüksek bir yerde tutmak gerçekten çok faydalı. Büyüyen rahim toplardamarlara baskı yaparak kirli kanın tekrar yukarı çıkmasına mani oluyor. Kan miktarındaki artış, vucudun su tutması nedenler vs derken iki soba borusu ile gezmek zorunda kalabilirsiniz. Bu sebeple ara ara ayaklarınızı yüksek bir yere koyarak dinlenmek çok faydalı tecrübe ile onaylanmıştır. Ayaklarım insan ayağına benzedi. Hala eski ayakkabılarım olmuyor tabi ama biraz daha insafa gelmiş görünüyorlar. 

Bu arada ayak şişmesi ile birlikte tansiyonunuzda yükselme olursa "preeklampsi" olabilirsiniz. Son derece önemli, anne ve bebek hayatını tehlikeye atan bir rahatsızlık. İhmal edilmemesi ve derhal doktorla görüşülmesi gereken bir durum olabilir. 


Çoğul gebelerde ayak ve bacak şişliği normalden çok çok daha fazla oluyor. Ben ayaklarım çok şişti dediğimde diğer hamile arkadaşlarım benim de şişti demişlerdi. Ancak benim ayaklarımı görünce onlarınkinin hafif bir ödemden ibaret olduğunu görmüş olduk. Hayal bile edemezsiniz :)

Şişko ayak günlerinden bir enstantane ki bu iyi günleriydi hatta yastık üstünde dinleniyorlar efendim :)




İsim arama kurtarma çalışmaları

Ben isimlere çok önem veririm. Yanlışlığı doğruluğu tartışılır elbet ama nedense bazı isimlerle anlaşamadığımı farkettim. Sevdiğim iyi vakit geçirdiğim özel kişilerin bazılarının da adaş olması tesadüf müdür bilmem... Bir ömür boyu aynı isimle çağrılıyorsun. Silmek istemeyeceği bir isim olmalı. Bu sebeple karar vermem inanılmaz güç! İnsan evladına koyacağı isimi içine sindirmek istiyor. 10 ayrı yerden bakıyorum birşey olmayınca olmuyor! Sevgili eşim de benim gibi 5 beğenmez olunca 7. aya geldik ancak bir fikir oluşmaya başladı. 

İlk kriterim sonradan uydurulmuş isim olmasın. Yani geri dönüp baktığımda 5 yıl önce öyle bir isim yokmuş birden patlamış şimdi elini sallasan buna çarpıyor vaziyetlerinden kaçıyoruz.

İkinci kriter eski ama güncelliğini yitirmemiş olması. Bu noktada Ayşe, Zeynep, Elif vs isimler süper ancak çok moda olması, bu sıralar doğan her kızdan yarısının adının bunlardan biri olması nedeniyle eledik...

Çok eski güzel isimler var ancak bunlar şimdi ağır kalıyor. Onları eledik...

Dinsel, siyasal çağrışımlı olanları eledik...

Sevdiğim kadınları düşündüm... Cesur, başarılı, neşeli, iyi kalpli olanları... Aylin olsun dedim! Eşim de sever Aylin'leri... Arkadaşlarımız hatta kuzenlerimiz bile var. İyidir Aylin'ler... Fonetik olarak da güzel... Yumuşacık akıyor kulağa. Kızlarımızdan birinin adı ; Aylin

Haydi birini bulduk diğeri ne olacak? Uyumlu bir fonetik mi yakalamalı yoksa bu mevzuya hiç bulaşmamalı bambaşka bir isim mi koymalı?

... İkisini de denedik. "Mina" olsun. Bu isimde de kuzen var ama kuzen yelpazemiz öyle geniş ki oraya takılırsak memlekette isim kalmıyor. Sağolsun hepsinden var. Fakat Mina olunca diğeri Sina olsun diye ben yan çizmeye başladım. İki dağ ismi iki fonetik uyumu. Gel gör ki Sina erkek adıymış. 

Ne var yani benim de Evren diye erkek adaşlarım var. Yani sinir bişey kabul ediyorum çünkü bana Evren Bey diye faks gelir iş yerine küfürü yer.  Deniz de öyle mesela ama napalım yani? Neyse sevgilim eşim olmaz dedi o zaman mina da olmaz dedik! Eledik...

Ben Aylin'e uyumlu olanlara baktım ve kulağıma çok hoş gelen Gülin oldu. Eşim de sevdi Gülin içimize sindi. Tesadüf budur ki Gülin'de kuzen :))) 

Şimdi geldik 30. Haftaya. Her an herşey olabilir. Mevcut kararımız şimdilik : Aylin ve Gülin :))


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Doğum izni başlamıştır!

Doğum öncesi 10 haftalık izin 1 ağustos itibari ile başlamıştır!!! ... özellikle sonu belli olmayan bir izine çıkmak benim gibi yoğun çalışan biri için sudan çıkmış balığa dönmek demek. 

Hele hele bilet tek yön mü gidiş dönüş mü o belli değil... Bebeklere nasıl bakılacak, kim bakacak, çarp böl topla çıkar bir maliyet ve vicdan muhasebesi yapılacak zamanı gelince ve sonuç o zaman belli olacak. Bu sebeple işten ayrılırken bir kanadım kırıldı. Ne saçma değil mi her kafam attığında "yeter be gidicem ev kadını olucam" diye çemkirirken iş ciddiye binince tuhaf bir duygu seli içinde buluverdim kendimi... Odam, masam, bilgisayarım, ofisim hatta nefret ederek yaptığım bazı işler bile çok güzel geldi gözüme... Arkadaşlarım, sabah dedikoduları, öğle yemekleri, geyik muhabbetleri ve hatta geç saatlere kadar çalışmalar... Ağlamaklı bir ayrılış oldu. Kolay değil 11 yılı devirmişim. Evde ne yapılır hiç bir fikrim yok! 

Son 4 gündür evdeyim haftasonu da denk geldiği için henüz sürekli evde olacağımı idrak edemedim. Fiziksel olarak imkan olmadığından ve sürekli dinlenmek zorunda olduğumdan evden çıkamamak durumu da var tabi... Bu sebeple bu ev hapsini kitaplara gömülerek,film izleyip, uyku depolayarak geçireceğim. Şimdi kulağa çok imrendirici gelebilir ama zorunlu durum olunca o kadar da memnun etmiyor beni. Şu an gözüm dışarda gezmekte... Aklım tatilde, denizde... İşte napalım insan doğası kendinde olmayanı, imkansızı istiyor! En güzel yanı kurabiyelerinin odası geldi. Ben oranın organizasyonu ile meşgul olacağım bir süre :)

28 Temmuz 2013 Pazar

Hamilelik canına tak etmiş insan psikolojisi...

27. haftayı tamamlarken bugün psikolojim bir bozuk bir bozuk ki tanımlamak mümkün değil... Saçma sapan şeylere sinirden kudurup, ağlayıp zırlıyorum. Yarın dönüp bakınca ne salakmışım derim herhalde ama bugün böyle işte... 

Evde şu anda 2 usta bebeklerin odasını hazırlıyor. Bir kısımı duvar kağıdı bir kısımı boya yapılarak ortaya karışık birşeyler yapıyoruz. Neyse bense burda oturmuş bunları yazıyorum. Çünkü yapabildiğim tek şey oturup durmak. Zaten sinirimi bozan şey artık hiçbir şey yapamıyor olmam. Fiziksel olarak mümkün değil. Koca ayaklarım ve koca göbeğimle paytak paytak ona buna uyuz olmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum. Şöyle ki raftan bir tabak bile alamıyorum. O rafa uzanmamın yasak olması bir yana gerçekten fiziken uzanamadığım için çıldırıyorum... Yere düşen bir şeyi alamıyorum. Ayakta kalamıyorum, yürüyemiyorum, yatamıyorum, kalkamıyorum... kısacası tadımdan yenmiyorum!! İstediğimi yapamamak beni her zaman deli etmiştir. Ama ilk kez bunu fiziksel durumla yaşıyorum. Geçici bir sakatlık psikolojisi. Bu sebeple şu an bedensel özürlü insanlara muhteşem saygı duyuyorum.

Tek tesellim bu güzide hamilelik sürecinin yavaş yavaş sonu görünmeye başladı. Yani en çok dursalar dursalar 9-10 hafta daha dururlar. 37. hafta ikiz gebeliğin final çizgisi. Doktorumuzun dediğine göre benim kurabiyelerim "aman biz ikiziz yerimiz dar, azcık küçük olalım" demiyor, her biri tek çocuk özgürlüğünde serpilmeye devam ediyor çok şükür. (Bu beni acayip mutlu etti tabi bu arada) Tabi buldunuz yayla gibi göbeği büyüyün kurabiyeler! Dün doktor bile artık dayanamadı artık itiraf etti. Senin karnın ikiz hamilesine göre bile çok büyük dedi. Ben bunu duya duya artık müptelası olmuşum koyar mı bana...  Karnın çok büyük diyenlere artık "seni daha rahat yiyebilmek için" diyeceğim.  

Yasal iznim doktorumun öngörüsü ile 1 ağustos olarak belirlenmişti. Hatta işyerimle buna göre konuşmuştum. Ama ne yalan söyleyeyim ben biraz daha çalışırım diyordum. Meğer doktor 1 ağustos derken öyle bir tarih söylemiş ki adam bilmiş de söylemiş. Bunca yıl o saçı değirmende ağartmamış belli. O kadar zorlanıyorum artık bana yok sen 1 hafta daha git dese oturup ağlarım. 

Valla hamilelik şöyle keyifli böyle güzel diyeni tahta tabanlı sabo terlikle döverim! Neresi keyifli hiç anlamadım... 4 ay anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. 2 ay hafif bir rahat yüzü gördüm görmedim bu sefer başka zorluklar başladı. Tek güzel yanı karnındaki hareketler bence. Ha bir de yurdum insanı hamileye izzette ikramda kusur işlemiyor. Her fırsatta kıyağını atıyor. Hatta dün mudo mağazadasında kimselere açmadıkları zuladaki kabini bana açtılar. Sırf bir kızcağız bana elbise bulabilmek için fır döndü. Tabi sonuç olarak bu göbeğe ne yapsalar olmuyor bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Ama demem o ki sempatik ve acınası görünüyorum napim. Fred Çakmaktaştan 10 kat büyük göbeğim var... Gelip göbeğimi sevmek isteyenler oluyor... Shrek gibi ayaklarım var sonuç olarak.... yüzüm gözüm şişmiş kermit gibi. Sempatik çizgi film kahramanlarının bir karışımıyım...  teselli ikramiyesi olarak bu var elimizde... 

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Kızlarıma küçük bir not...

Canım kızlarım, 
Sizi çok seviyorum... Şimdi karnımda kıpır kıpır oynuyorsunuz. Ben elimi karnıma koyuyorum. Oradan el ele tutuşuyoruz. Merakım her geçen gün katlanarak büyüyor. Yüzünüzü, kokunuzu hatta adınızı merak ediyorum... Hala adınızın olmayışı bizim ayıbımız ama n'apalım size layık bulamıyoruz hiç bir adı :) aman ha annem bizi merak etmiş diyip erkenden gelmeyin. Bunca zaman bekledim biraz daha beklerim o yumuk ellerinizi öpmeyi...

1 Temmuz 2013 Pazartesi

19 & 20 & 21 & 22 & 23. Haftalar

20. Hafta Başı
Göbüş: 101 cm
Şişkolama Artışı: + 4,5

21. Hafta Başı
Göbüş: 103 cm
Şişkolama Artışı: + 5,5

22.Hafta Başı
Göbüş :104 cm
Şişkolama Artışı: + 7

23. Hafta Başı
Göbüş: 106 cm 
Şişkolama Artışı: + 9,5 (tartı değişikliği yoksa o kadar semirmedim)

20. haftadan itibaren kendime yeni bir eğlence buldum. Her hafta başında göbek çevresini ölçüp, tartıya çıkıyorum. Keşke en baştan yapsaydım :( Hamile kalmadan önceki kilomu biliyorum ama bel ölçümü bilmiyorum.

19-23. haftalar arası gebeliğe ilişkin çok da ayrıntılı bir durum yok. Yalnızca yaşadıkların daha sık ve daha belirginleşiyor gün geçtikçe. İştahın daha artıyor. Daha fazla ödem oluyor. Daha zor uyuyorsun. Yatakta daha zor dönüyorsun... 

Kurabiyelerimin gelişimi çok şükür iyi. Haftalarıyla uyumlu şekilde büyüyüp serpiliyorlar, akranlarıyla koşup oynayacakları günler için hazırlık yapıyorlar :)



23. Haftaya geldiğimde mevsim haziran oldu tabi Ankara'nın kurak kavurucu sıcakları başladı. Tüm gün klimalı serin ortamdayım yine de sıcaklar bana iyi gelmedi. Ayaklarım şişmeye başladı her gün kapasitesini biraz daha artırarak büyüyor. Tüm gece altına yastık koyarak yatıyorum ama sabaha kadar inse bile asla eskisi gibi olmuyor. Hem de yere indirdiğim anda tekrar şişmeye başlıyor. Koca ayaklı olduğumdan artık yalnızca terlik giyebiliyorum. Hatta düzelteyim ayağıma tek bir terliğim oluyor onu giyiyorum. Onunda ayarlarını son haddine getirdim ancak sığıyorum. :( durumum pek iç açıcı değil yani... 

Koca ayak sendromu dışında artık yatarken biraz zorlanıyorum. Sağa sola dönmek ciddi bir mesele halini almaya başladı! 20. haftadan beri gecelerim çok renkli!

Karnım gebeliğimin her döneminde olduğu gibi fazlasıyla büyük. Bunun gebeliğin ilerleyen dönemlerinde benim ve bebeklerim için dezavantaj yaratmasından fazlasıyla endişeliyim. Yani erken doğum sebebi midir diye korkuyorum. Şimdiden 9 aylık gibi duruyor. Oysa 40 hafta dolmasına daha 4 ay var hadi ikizler 36-37 de doğuyorsa bile 3 ay var...


Şu dönemlerde yaşadığım tek güzel şey artık hareketlerini hissedebiliyor olmak. Hele son bir haftadır gece gündüz karnımda bir festival var! İnanılması ne zor bir şey... Akıl almıyor ne büyük bir mucize... 

27 Mayıs 2013 Pazartesi

17 & 18. Haftalar

17. haftamıza 3'lü tarama testi ile başladık. Gidip kan verdim. Kan vermekten hiç korkmam ama sonuçları beklerken ecel terleri dökerim normalde. Oysa bu sefer içim çok rahat en ufak bir şüphe bile yok içimde.  Kurabiyelerim çok tatlı, kıpır kıpır, sağlıklı diye düşünüyorum. Birkaç gün sonra nihayet beklediğim cevap doktorumuzdan geliyor. "Sonuçlar tertemiz gözümüz aydın!" Bir ohhhhhh daha!!

"Yeni bir haftaya girdik. Eeeee artık annemizin midesini de o kadar bulanmıyor. Ne yapsak kardeşim? Bu kadına rahat huzur vermeyelim" diye düşünen kurabiye kardeşler büyüme konusunda hızlı ve kendinden adımlar atarak atağa geçtiler. Var güçleriyle büyüyorlar. Bu güzel büyümenin sonucu özellikle akşama doğru hareketlerde azalma, paytak yürüme, geceleri bölük pörçük uykular ve tabi ki kremli bir koca göbek...

Bebeklerimiz içinde bulundukları haftaya uyumlu şekilde büyüse de benim göbek aldı başını gidiyor. 4,5 aylık hamileyken 5,5 aylık gibi görünen karnımı gururla taşıyor ve nefes nefese dolaşıyorum. Akşama doğru ellerde ayaklarda tombikleşmeler başladı. Bugünlerde hava çok sıcak. Bahar aylarını yaşayamadan hemen yaza giriverdik. Neyse ki klimalar var…

17. hafta belli belirsiz karnımda seğirmeler başladı. Bunlar bizim fark edebildiğimiz ilk hareketlermiş okuduğum kadarıyla. Maalesef her an olmuyor. Sadece bazı geceler yatınca belli belirsiz. Hemen başlasınlar oynamaya istiyorum. Hareketlerini hissetmek için sabırsızlanıyorum.  

Bu hafta bebeklerimize dayanamayıp kıyafetler aldım. Oysa ki 7. Aydan sonra alın derler. Ben bekleyemedim o kadar. Zaten tecrübeli arkadaşlarım “aman al biran önce yoksa gezemiyor insan, hele bir de senin ikiz, yaz sıcağında nasıl bakarsın onca şeye” diye ekmeğime yağ bal sürdüler :)

Alınanların listesi başka bir yazının konusu...

18. haftayı yine doktorumuzu ziyaret ederek noktaladık. Bebekler hakkında yine güzel haberler aldık. Ama bana yapılan tembihler beni biraz kaygılandırdı. Ben normal tek bebek gebeleri gibi yürüyüş yapmamalıymışım. Hatta neredeyse hareket bile etme dedi. İlk fırsatta oturup ayakları biraz yükseğe koyarak paşa hayatı yaşayacakmışım. Ev işi yasak hoş zaten sağolsun eşim zaten doktor söylemeden önce de yaptırmıyordu. Tabi doktor söyleyince iş daha da ciddiye bindi. 20 Ağustos gibi başlayacak doğum iznimse raporlarla öne alınacakmış. Çünkü benim son aylarda hareket etmem çalışmam sakıncalı olurmuş. Neyse ki araya bayram tatili de giriyor. 2 hafta da doktor raporu olacak.

Bu arada günde 4 litre kadar sıvı almam lazımmış. İdrar yolu enfeksiyonu olmamak gerekliymiş. Enfeksiyonlar erken doğumun davetiyesi olabilirmiş.



Neyse efendiiiim benim alışverişleri öne almam hayırlı oldu. Yavaş yavaş mobilya bakılmaya başlandı bile…

18. haftayı +4 kg ile tamamlamış bulunmaktayım. Bunu da doktorumuz "iyi iyi" diyerek onaylamıştır. Vatana millete hayırlı olsun :)

14 Mayıs 2013 Salı

15.& 16. Haftalar



15. hafta aynı eziyetlere devam :) bu hafta için özel bir durum yok! 

Nihayet 16. Haftada 2. trimesterin nimetlerinden yararlanmaya başladım! Mide bulantım çok azaldı. Tamamen bitmedi ama tahammül edilebilir seviyede. Hem de ilaçsız :) Ara ara maziyi hatırlatır nitelikte tepkiler olsa da bugünlerde çok mutluyum...

Bu hafta sürpriz bir gelişme oldu! Bizim kurabiyeler 1 kız 1 erkek değil, 2 kızmış :)))

Her ne kadar önceki tahmini söylerken doktorumuz yanılma payı var dese de kendimizi hazırlamışız ister istemez. Biraz şaşırdık :) 

2 kızımız olacağına sevindik daha iyi anlaşırlar. Kerem'e "çok şanslısın kızlar babacı olur" diye teselli vererek evdeki hanım sayısı üstünlüğünün tadını çıkarıyorum! 

Eh bir de oğlumuz olsun mecbur bir daha hamiş olacağım :)) hahaaa yuuuhhh dediğinizi duyar gibiyim. Evet haklısınız ben önce bi kızları doğurup büyüteyim, bu konuyu sonra konuşuruz :)

Bu hafta Dr.Eyüp Ekici'ye gittik ve kızlarımızın ( ilk kez kız olduklarını zaten Eyüp Bey söyledi) genel ölçümleri yapıldı. Ense, burun, boy, kalp, vs. tüm organlara bakıldı. Gelişimlerinin normal, sağlıklı bıcır bıcırlar kızlarımız! Eyüp Bey'i tavsiye ederim. Uzunca kontrolleri yapıp, insanı strese sokmadan, sakince anlatıyor. 

Raporunu kendi doktorumuza da gösterdik ve iyi sonuçlarla derin bir ohh çektik. 
Kurabiyelerim 16 Haftalık 

4 Mayıs 2013 Cumartesi

14. hafta

14. Hafta hızla devam ederken durumumda bir değişiklik olmaması nedeniyle biraz üzgünüm.

Hani bu hafta bulantılarım geçecekti, kusmayacaktım ve hamileliğin altın çağı olarak addedilen 2.trimester mutlulukla devam edecekti. Bana verilen vaatler maalesef olmadı. Bir hayal oldu uçtu gitti...

Yine de yarınlara umutla bakıyorum 16. haftayı bekliyorum. Zaten bu da olmazsa 9. aya kadar böyle gider diyorlar tecrübeli ablalar, teyzeler...

Diğer yandan göbeğim takvimden bir kaç hafta önde gidiyor. Soranlara daha 14 haftalık derken  2 saniye sonra gelecek olan cevabı tahmin ederek sinirden köpürüyorum. Çünkü "aaaaaa benim 4,5 aylıkken karnım ancak bu kadardı" lafını duymaktan fenalık geldi! E heralde yani müsadenle öyle olsun İKİZ diyorum İKİİİİİİZ!!! 


30 Nisan 2013 Salı

12&13. Haftalar

Kurabiyelerim 13 Haftalık
Bu hafta ilaç ile bir nebze iyi oldum. Ara ara ilaçsız mücadele ettim. Çok zorlanıncaya kadar ilaç almadım. Ama gerçekten ilaçsız hayatım kabusa dönüyor. Bir yemeği koklamak bir yana düşünmek bile mide bulantısı sebebi...

Bu haftaların nasıl geçtiğini çok detaylandırmayacağım çünkü o zaman bu yazı şu şekilde devam eder; pazartesi kahvaltı ettim sonra kustum, öğlen yedim sonra kustum.... vs. böyle birşey okumak istemezsiniz değil mi? Evet ben de yazmak istemem çünkü şimdiden midem bulandı :)))

Bu hafta doktorumuz bebeklerimizin cinsiyetleri hakkında ilk gözlemlerini söyledi. İlk diyorum çünkü şu an kesin gözüyle bakılamıyor. Cinsiyetler 16. haftada kesin olarak söylenebiliyormuş. Şu an sadece meraklı anne babalara heyecan olsun diye söyleniyor sanırım. 

Bize doktorumuz bir kız bir erkek dedi. Muhteşem olur gerçekten.... Hem oğlum hem kızım olsun! 

13. Haftayı tatsız bir kanamayla noktaladık maalesef. Doktorumuz bizi bu konuda uyarmıştı. Bebeklerle ilgili olmadığını ve rahimde bir miktar kan gördüğünü söylemişti. Bu sebeple şok olmadım. Ama ne kadar beklenen bir durum olsa da insan kendini suçlamadan edemiyor. Hamilelik ve annelik bence vicdan azabının bir başka adı. Biraz yürüdüm ondan mı oldu? Kusup durdum karnımı mı kastım? Çok su içemedim? vırvır cırcır beynim beni yedi bitirdi. Hatta en son noktayı "ammaaaaan 2 erkek olmasın naaaparım beeen" demiştim. Bu kanamayı ona bile bağladım! İlahi bir tokat gibi! Doktorum bunların hiçbirinin sebep olmadığını söylese de ben bu mesajı aldım bağrıma bastım. 2 tane oğlum olsun, 2 tane kızım olsun, 1 kızım 1 oğlum  olsun ne farkeder ki? Dünyadaki en istediğim şey onların sağlıklı bir şekilde doğmaları. Dünyadaki herşey boş benim için...


18 Nisan 2013 Perşembe

8&9&10&11. Haftalar

Sanıyorum kendime nazar değdirdim. Ne güzel sadece uyuyup, ağlıyordum. Şimdi bir de korkunç bir mide bulantısı eklendi! Ama öyle böyle bir bulantı değil. Sürekli durmadan devam eden tuhaf bir bulantı. Hiç bir kokuya tahammülüm yok! Dünyanın en güzel kokusu olsa bile uzak olsun benden! Tüm parfümleri kullanımdan kaldırdım. Hele o tuvaletlere sıkılan oda parfümleri ve ıslak mendiller yok mu???? Aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Şu an yazarken dahi içim kalktı. 

En kötüsü de en sevdiğim şeylerden tiksinmek. Mesela Türk Kahvesi... hergün içmemin ötesinde kokusuna bayıldığım Türk Kahvesinin kokusunu 1 km öteden alarak kusmaya başlıyorum. Bu nasıl birşey böyle? 

Günlerdir yemeksiz, susuz yaşamaya çalışıyorum. Zorluyorum kendimi yiyorum ama ne çare. Yarım saat geçmeden terk ediyor beni... 

En son bir kaç gün aynı vakanın üstüste 20 kere vuku bulmasıyla elde bacakta titremeler ve üşüme kriziyle doktoru aradım. Öldüüüüüm bittiiiiiim yetiiiiiiş diye adamcağıza feryat etmek isterdim ama doktorlarla bu şekilde ilişki pek tarzım değil :) Sakince durumumu anlattım. Acile gidip bir serum mu yesem dedim. Gerek olmadığını söyledi ve Zofran (4mg) ilacını almamı onu içip biraz bekledikten sonra yavaş yavaş birşeyler yememi söyledi. Dediğini yaptım ve gerçekten bir nebze de olsa bu bulantıdan uzaklaşmak iyi geldi. Nihayet birşeyler yedim. Su içtim...

Ve 12. haftaya uzanırken durum stabil... 

Bu arada bebeklerimiz gayet güzel büyüyooor... 13. haftanın sonunda belki cinsiyetlerini görebiliriz dedi doktorumuz. Çok merak ediyorum....




5&6&7. Haftalar

Evet bu haftaları toplu olarak yazmaya karar verdim. Çünkü açıkcası hislerim dışında anlatacağım çok fazla şey yok. Çok mutluyum... Moralim çok iyi... 

Sadece erkenden uyuyorum. Aklım fikrim uyku! Başka derdim yok. Eve gelir gelmez yemek bile yemeden uyumak istiyorum. Tabi insan bunu vicdanen yapamıyor. Mecburen bir şeyler yiyorum. Ama daha son lokman ağzımdayken ruhum çoktan uykuya teslim oluyor. 

İş yerinde de kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Mesela gözlerim açık ekrana bakarken uyuma denemeleri yapıyorum ama maalesef henüz başaramadım. Sadece bir kere kendimi kaybedip masama kafamı koyum uyumuşum. Bu halde müdüre de yakalandım enfes oldu. Allahtan ikimizde halime güldük :))

Bunun dışında harika besleniyorum.  Bademler, cevizler, pekmezler... sabah kahvaltıları uzun uzun, hergün organik yumurta, bal, peynir. Akşamları balık yiyorum, et yiyorum, sebze yiyorum. Böyle gidersem doğuma kadar yarım dünya olabilirim. 

7.haftada bebeklerimizin kalp atışlarını duyduk. İki bebeğin kalp atışlarında ritm farkı vardı. Biri daha güçsüz atıyordu. Sebebi bir bebeğimizin kardeşine göre birkaç gün geç oluşmasıymış. Tabi ben bu farkın nedenini öğreninceye kadar huzursuzlandığım için duygulanmaya fırsatım olmadı. Oysa ki arkadaşlarım bu anda ağladıklarını, çok duygulandıklarını anlatımışlardı. Ben mukayese yapmaktan, yolunda gitmeyen birşeyler mi var kaygısından maalesef o an bu heyecanı yaşayamadım. Doktordan çıktıktan yarım saat sonra aklıma kalp sesleri geldi. Ne güzel atıyorlar, içimde büyüyen iki canlı, bizden bir parça... işte o an başladım ağlamaya...

Zaten hamilelik demek ağlamak demek herhalde. Her şeye ağlayan biri oldum. Saçma sapan filmlerin hiç ağlanmayacak sahnelerinde ağlıyorum. Konuşurken birden boğazım düğümleniyor. Annemi düşünüp ağlıyorum. Annenin değeri anne olununca anlaşılıyor herhalde. Hatta şimdi bunu yazarken de ağlıyorum! Biri beni durdursun lütfeeeen!



17 Nisan 2013 Çarşamba

1 kese 2 kese...

Takip eden hafta (5 hafta + 5gün) tekrar çörekotu bebeğimizi görmek için doktora gittik. ultrasona girdim. Bir ekran doktorumun önünde, bir tane de benim de rahat görebilmem için hemen yattığım yerin üzerinde... Bakarken geçen hafta gördüğüm kesecikten bir tane daha görür gibi oldum! Kalbimin ritmi şaştı! Doktorumuzun yüzünde bir gülümseme "eveet gördünüz değil mi? İkiz olmuşlar" İşte o an zaman durdu! Doktoru ve ekrandaki o iki küçük keseyi eski Türk filmlerindeki Türkan Şoray gibi bal peteği içinde gibi beynimin etrafında uçuşurken gördüm. Doktorun sesi ekolu: ikiz ikiz ikiz diyordu :))) işte bir bilemedin iki saniyede beynimden neler geçti! "Oleeeyy iki bebeğimiz oluyoooor" "aaaayyy nasıl başa çıkarız" "allaaaaahıııım herşeyden iki tane alıcaz" "sütüm yeter mi?" Doğurdum da sütüm eksik kaldı! Ama inanın onu bile düşündüm!

Ayrı yumurta ikizleri bebeklerim! Bir tanesi bir kaç gün geç oluşmuş. Bu yüzden ilk hafta görmemişiz!

O gün şaşkın şalkın birbirimize bakıp gülüp durduk eşimle. Tüm zorlukları kabullenip istiyoruz, seviyoruz bebeklerimizi! Ne güzel işte kalabalık aile güzeldir her zaman! Eşimin de benim de kardeşimiz yok. Kardeşleri olanlara hep özeniriz. Bizim çocuklarımız çok şanslı! Doğuştan yol arkadaşı ile birlikte geliyorlar :))





14 Nisan 2013 Pazar

Çörekotu Bebeciiik

23 Şubat 2013...

Doktorumuzun muayenehanesindeyiz. Ultrasonda karnıma bakılıyor. Ve eşim ve ben ne görüleceğini merak ediyoruz. Daha hamilelik haberini öğreneli 1 hafta bile olmadı.

Ekranda küçücük bir siyah nokta var. Ekranda bizim gördüğümüzden de küçük aslında tahmini çörekotu kadar :) Annesinin çörekotuuuu! Yer onu annesi!



Tedaviye Yanıt Ver :)

Bu süreçte yaşananlar özel şeylerdir. Ben uzun uzun tüm tedavimi anlatmayacağım sizlere. Çünkü biz eli klavye tutan kadınların yaptığı en büyük yanlış kim hangi doktora gitmiş, hangi ilacı kullanmış, kaçıncıda tutmuş, yatmış mı kalkmış mı ve bir sürü soruya internette forumlardan didikleyerek çözüm bulmaya çalışmak, fikir edinmeye kalkışmak. Oysa ki benim hastalığım bana, senin ki sana... 

Bende çikolata kisti denilen bir tür kist vardı. Ama bu kisti olup doğal yolla hamile kalan var, tüp bebekle kalan var, tüp bebekle de kalamayan var. E o halde bunu bir forum sitesinden araştırarak çözüme ulaştıramazsınız maalesef.  Bu sitelere güvenmiyorum, burda tıp ile ilgili yazan şeyler halıya çay dökülürse nasıl çıkar gibi püf noktası almaya benzemez. Herkes farklı bir sorunu ve bedeni farklı...

E o halde ben şimdi size ne anlatacağım? Bence tedavinin en önemli kısımlarından biri insanın ruhu... Şurada yazdıklarıma bakıp beni lay lay looom diye yaşayan biri sanmayın. Her regl döneminde umudum kırıldı, üzüldüm, ağladım. Ama ertesi gün "eveeet yeni bir dönem başladı" diye sıfırlandım. Tedavinin ilk kısımlarında olumsuz sonuçlarla perişan oldum. Ta ki tüp bebek tedavisine gelinceye kadar... 

Doktorum bana dedi ki "Senin bu tedavi için yapabileceğin tek şey; mutlu olmak, pozitif olmak, ben senden başka birşey istemyorum" Bu noktada kendimi pozitif olmalıyım diye şartlayamadım tabiki. Keşke böyle olmalıyım diyince yapabilse insan... Ben bir tek şey yaptım. Durumu kabullendim. Evet 2 sene uğraştık. Olmadı... Herkesin çocuğu olacak diye bir kaide yok bu hayatta dedim (inanmasam da dedim evet) Daha da önemlisi kendimi de öldürsem evi köy satıp bu işe harcasam yine de olmayacaksa olmuyor! Bunu kabul ettim! Ben buna takdiri ilahi diyorum. Ben başka türlüsünü bulamadım. Olacaksa sen iste isteme oluyor. Olmayacaksa ne yapsan olmuyor. 

O halde benim yapabileceğim tek şey durumu kabul edip, yola devam etmekti...

Tüp bebek öyle abartılı meşakatli falan değil. Eğer bunu sorun yapıyorsanız sorun tamamen sizde. İğnecikler yiyorsunuz göbecikten, popocuktan kan veriyorsunuz doktor gel deyince geliyor git diyince gidiyorsunuz hepsi bu :))) 

Ben umursamaz başladığım bu yolda günler ilerledikçe şunu farkettim. İnsan bu durumdayken iyi olacağına inanmak istiyor. Bana etrafımdakilerin dedileri çok umutlandırma kendini, bakalım tutacak mı? Yani tutmazsa çok üzülürdüm. Ama tutacak mı tutmayacak mı diye arada kalmak yorucu birşey. Ben de kendi kendime dedim ki ben olacağına inanmak istiyorum. Şayet tutmazsa zaten üzüleceğim. Üzüleceksem bu o zaman olsun şimdi sevineyim...   

3 Şubat 2013'te yumurta toplama işlemi ve 6 Şubat 2013'te transfer işlemi yapıldı. 12 günlük geri sayım başladı... 17 Şubat sabahın köründe laboratuvarda aldık soluğu... Bu 12 gün zor geçti zaman... en zoru da test için kan verdiğinde sonuç için beklediğin o 2-3 saatlik süre... Dakika başı saate bakıyorum geçmiyor...


Dipçik gibi durdum tüm süreç boyunca ta ki telefonda çok objektif sesle hiç bir sevinç göstermeden sonucumu söyleyen laboratuvar doktoru ile konuşuncaya kadar. "Evren Hanım, sonucunuz 215 yani bir gebelik mevcut"... Tüm dünyanın durduğu an... Arkadaşlarımız var yanımızda... Gözlerim eşime kenetlendi. Pozitiiiiif deyip ağlamaya başladım... Dünyanın en güzel müjdesi budur! 

Karar Verdik Ama...

Uzun uzun şu oldu bu oldu diye anlatmak istemiyorum ama bizim çocuk sahibi olma hikayemiz yılan hikayesine döndü. Önceleri çok üstüne düşmedik sonra "niye olmuyorlar" ile "olur yaaa" arasında bir süreç sonrasında "olmuyooooor!!!" diye ağlamalara varan zamanlar geçirdik. Derken doktorun yollarını arşınlamaya başladık.

Çok sevdiğim canım doktorum Ahmet Bostancı sağolsun bize önce telkinler verdi sonrasında, neden olmayabiliri anlatarak, yavaş yavaş en az maliyetli tedavi yolundan başladı. Rahat, sakin tavrı ile üzüntümüzü paylaştı. Bana her zaman destek oldu. Doktorluğun ötesinde ben hep onda sakin babacan bir tavır hissettim. İlk olarak beni en az yoracak, bütçeyi en az sarsacak yöntemden başladık. Önce ilaç tedavisi, sonra aşılama ve en son tüp bebek yöntemlerini deneyerek çok şükür nihayet en mutlu haberi aldık!

8 Nisan 2013 Pazartesi

Karar Anı ...

Evleneli 2 sene kadar oldu olmadı ben bebek istemeye başladım fakat çok dillendirmedim.  Bir iki kez benim gibi düşünen arkadaşlarımla dost meclisinde mevzusu geçti. Eşim ise “yok yok daha erken biraz gezelim” deyip hiç istemediğini hissettirdi. Konu böylece kapandı gitti.

Ta ki çok yakın arkadaşlarımız bebek müjdesini verinceye dek.  Aman Allahım içimizde bir sevinç! Nasıl mutlu olduk. Nasıl olacak şimdi bizi neler bekliyor derken arkadaşımın göbeği büyümeye başladı bile…   Minik minik kıyafetler, isim aramalar, odası, arabası, şekerleri.... Onlardaki bu heyecan bizi de sardı. İlk içimize cemre düştüğü an buydu belki de.  “Bizim de çocuklarımız olsun” düşüncesi kalbimize bir kuş gibi kondu….